Çocukların Hâfızlık Merasimi

2010-02-26 13:17:00
Çocukların Hâfızlık Merasimi |  görsel 1

Özellikle zengin ailelerin çocukları, hâfızlığı tamamladığı zaman aileye ait konaklarda hususi bir hâfızlık merasimi yapılırdı. Önce; hocası çocuğun Kur’an-ı Kerim’in tamamını ezberlediğini pederine bildirerek müjdelerdi. Baba; hemen hoca efendi ile konuşup aralarında kararlaştırdıkları gün ve gecesi verilecek ziyafetin hazırlığına girişirlerdi. O gün için hoca, meşhur kurra efendilerinden on kişiyi de merasime davet ederdi.

Davet edilen efendiler geldikçe, onları hoca efendi karşılardı. Hepsi bir odaya alınır, kahve yerine sıcak ve şekerli birer bardak süt ikram olunurdu. Sonra hazırlanan sabah yemeği için sofraya geçilir ve misafirler ayrı bir sofraya oturtulurdı. Yalnız hoca efendi çocuğun babasının sofrasına alınırdı. Yemekten kalktıktan sonra çubuk ve kahveler içilir, sonra da hepsi abdest alır, diğer bir odaya geçerlerdi. Odaya birkaç bardak, iki testi su, bir kenara da buhurdan konur, anber veya öd ağacı yakılırdı.

Odanın bir kenarında da çocuğun oturacağı ipek yüzlü ufak bir minder ve bir bardak su bulunurdu. Çocuk ilk olarak hocasına karşı; besmele ile ezberden Fatiha sûresini okumaya başlardı. Herkes onu dinler, şâyet yanlış okursa düzeltirlerdi. Odadakilerden biri odadan çıkmak isterse, çıkabilirdi. Çocuk çıkmak isterse, Kur’an-ı Kerimi bırakacağı yerde durmak için “Sadakallâhü’l-azîm” der, dışarı çıkar, abdestini tazeleyerek yeniden gelir, bıraktığı yerden sûreleri okumaya devam ederdi. Okuma ilk önce iki saat sürerdi. Bu ilk programdan sonra bir müddet çocuk ve hocalar dinlenirler ve sonra yine okumaya devam ederlerdi. Okuma, akşama kadar sürerdi.

Hoca efendiler, akşam yemeğini yedikten sonra tekrar Kur’an-ı Kerim okunan odaya çekilirler ve çocuğu dinlemeye devam ederlerdi. Hocalar, gece yarılarına kadar çocuğa okutmaya devam ederlerdi. Misafir hocalar, gece çocuğun evinde misafir edilirdi. Sabahleyin kahve ve çubuklar verildikten sonra çocuk tekrar Kur’an-ı Kerim okumaya başlar ve o gün ezberden Kur’an-ı Kerim’i artık hatmetmiş olurdu. Hatimden sonra sabah kahvaltısı yapılırdı.

Çocuğun velisi tarafından hocalara ipekli bohçalar içinde bir top ipekli Şam kumaşı, uçları ipek ve sırma ile işlenmiş yağlık denen beyaz çevreyle kalpak ve tad bağı ile beraber güzel kağıtlara sarılmış billur su bardağı ve sırma başlı keten abdest havlusu hediye edilirdi. Çocuğun pederi tarafından da hocaların her birine kıdemlerine göre uygun miktarda atiyyeler takdim olunurdu. Çocuğun kendi hocasına ise o gün bir şey verilmezdi.

Kur’an-ı Kerim’in dinlenmesi artık o gün bitmiştir. Sıra resmen ve herkesin önünde yapılacak olan hıfz cemiyetine gelmiştir. Bu merasimin hangi gün ve nereden yapılacağı kararlaştırılmışsa; çocuğun pederi de ahbaplarına tezkere yazarak onları resmen merasime davet ederdi. Hoca efendiler de kararlaştırılan camii şerife resmen davet edilirdi. O gün için çocuğun evinde de; yemekler ve diğer gerekli hazırlıklar yapılırdı.

Gelen misafirleri çocuğun hocası karşılardı. Pederinin karşılamaya iştirak etmesi âdet değildi. Misafirlere kahve ve çubuk ikram edilirdi. Davetliler arasındaki hoca efendileri, çocuğun hocası alır, birlikte aynı sofraya otururlardı. O sofraya hocalardan başkası oturtulmazdı. Diğer misafirler de kurulan diğer sofralara alınırdı. Yemekten sonra kahve ve çubuk verilirdi.

O vakte kadar da camide öğle namazı kılınmış, cemaat çıkmış bulunurdu. Konaktan, cemiyetin yapılacağı camiye hademeler gönderilirdi. Cami ortasına daire şeklinde, etrafı bol sırma saçaklı kırmızı ihramlar serilirdi. Mihrabın önüne gelen yere sırma işlemeli büyük bir seccade yayılır, önüne sedefle işlenmiş müzeyyen bir rahle ve üzeri ipek kumaş kaplı yüksek bir minder konurdu.

Hanımlar için de mihrabın karşısına gelen yere boydan boya kafes çekilir, içine yine sırma saçaklı kırmızı ihram serilir. Ortaya yayılan daire şeklindeki ihramların her iki yanına büyük gümüş buhur-dân ve gülab-dânlar hazırlanırdı. Gitme vakti gelince, konaktan hep beraber camiye gidilirdi. Erkek misafirlerden önce camiye kadınlar gelir, kafesin arkasına geçip mevkilerine göre ihramlar üzerine otururlar.

Çocuğun kendi hocası, ona ayrılmış olan minder üzerine ve rahlenin önüne oturur. Diğer hoca efendiler de hocanın bağında mevki ve derecelerine göre yerlerini alırlar. Çocuğun pederi de misafirlerini hocanın sol tarafındaki münasip yerlere teşrifat usulüne göre oturtur. Üstleri sırmalı örtülerle örtülmüş küçük iskemleler üzerine konmuş bulunan buhur-dânlarda, anber ve öd ağacı yakılmaya başlar. Buhur-dânlara dikkat edilir, bittikçe buhurlar yenilenirdi.

Hıfz’ı tamamlayan çocuk, yeni dikilmiş elbiselerini giymiş ve başında mülk bulunduğu halde ortaya, hocası ve hazır olanların karşısına, sırma işlemeli büyük bir seccade üzerine otururdu. Sonra hoca efendiler sıra ile büyük bir saygı ve huşu içinde Kur’an-ı Kerim’den birer bölüm okumaya başlarlardı. Beş - on hocanın okuması bitince, evvelce kararlaştırılmış bir hoca tarafından uzun bir duâ okunurdu. Bu duâda; hâfız olan çocuğun pederi, vâlidesi ve kendisine uzun ömür, dirlik, esenlik, bolluk temenni edilir ve cemiyete son verilirdi.

Böylece hâfız olan çocuk kalkar, terbiyeli ve hürmetkâr bir tavırla önce hocasının önüne varır, elini öperdi. Hocası da ona uçları sırmalı beyaz bir çevre verirdi. Daha sonra çocuk, pederinin, diğer efendilerin ve hazır olanların birer birer önlerine gider, ellerini öper; onlar da hakkında hayır duâ derlerdi. Nihayet intizam içinde ve teşrifat usulüne göre camiden çıkılır, cemaat ve misafirler sessizce dağılırdı. Bu arada çocuğun ebeveyni tarafından; önceden çocuğun ezberini dinlemiş ve camide hazır bulunmuş olan hoca efendilerle, Kur’an-ı Kerim okuyanlara ve cami hademelerine uygun miktarlarda atiyyeler verilirdi.

Çocuğun vâlidesi, kadın misafirlerin en muhteremlerine ufak sakankurlar içinde cemiyette yakılan buhurdan bir miktar hediye ederdi. Bu hediye “İnşâ sizler de çocuklarınızın böyle cemiyetlerinde yakarsınız” dileğini ifade ederdi. Çocuğun asıl hocası olan efendiye, vâlidesi tarafından müzeyyen bir bohça içinde bir cübbelik, iyi cins çuka ve iki top ipekli Şam kumaşı, bir sırmalı çevre, bel şalı yanı sıra, tabağı ve kapağıyla şerbet bardağı hediye edilirdi. Pederi de, hoca efendiye bir altın saat ile ayrıca atiyye de verirdi.

Hanede bulunan bütün hademelere birer mintanlık kumaş, don, gömlek ve bir sırma çevre ile bir miktar atiyye dağıtılırdı. Hanedeki cariyelere ise birer kat elbiselik kumaş ve atiyye verilirdi. Çocuğa da, pederi uygun miktarda para verdiği gibi; bir de Mushaf-ı Şerif ve bir altın saat hediye ederdi. Validesi ise; çocuğu Mushaf-ı Şerif için ağır sırma işlemeli bir kese ile yarım top şal vererek mükâfatlandırırdı.

 

839
0
0
Yorum Yaz